İÇK, ‘Belediyelerin Anahtarı Bizde…’

 

Türkhaberim.com: İstanbul Çevre Konseyi, yerel seçimlerde belediye başkanlıklarına aday olacak siyasilere “Belediyelerin Anahtarı Bizde” başlıklı 6. maddeden oluşan Toplumsal Sözleşme’ye imza atmaları çağrısında bulundu.

 

İstanbul Çevre Konseyi merkezinde düzenlenen basın toplantısına 85. Sivil Toplum Kuruluşunun temsilcisi katıldı. İstanbul Çevre Konseyi Genel Sekreteri Osman Nuri Öztürk, her seçim döneminde başkan adaylarının çevre konusunda vaatlerde bulunduğunu ancak koltuğa oturduktan sonra adeta çevre katliamı yaşandığını belirterek, “Bu bildiriye imza atan hangi partiden olursa olsun o başkan adayını destekleyeceğiz. Göreve geldiğinde yapacağı en ufak yanlış çevre politikasında yakasına yapışacağız” dedi. Genel Sekreter yardımcısı Zafer Murat Çetintaş ise, başkanlık koltuğuna oturanların zafiyete uğradığını belirterek, “Para denen nesne zafiyet yaratıyor. Siyasiler yalan söylüyor ve çevre konusunda engeller çıkarıyorlar. Yaşanacak bir İstanbul kalmadı. Her yer betonlaştı. Artık çevre mücadelesi verenler Başkan adayı, meclis üyesi olmalı. Biz de varız demeliyiz. Yoksa hem İstanbul hem de Türkiye genelinde her geçen gün yaşanan çevre katliamlarını engelleyemeyiz” dedi.

 

STK’lar STK değil!...

Konseyin eski Genel Sekreteri Türksen Başer Kafaoğlu ise yasaların, yönetmeliklerin değiştirildiğini bu sebeple tanımların da değiştiğini vurgulayarak, “Anayasa’nın vatandaş ve STK olarak bize verdiği hakları kullanarak mücadele ediyoruz. Bir bakıyoruz bizi engellemek için yasalar değiştiriliyor. Biz şu anda Sivil toplum Kuruluşları görünmüyoruz. Düşünebiliyor musunuz, TÜSİAD STK oldu. Biz STK’lar ise çevre konusunda eylem yaptığımızda gözaltına alınıp dayak yiyoruz. Çevre Yasası bireysel çıkarlar için değiştirildi. Kadıköy’de sahile Corner diye otel dikiyorlar. Bu kentin belediye başkanları müdahale etmiyor. Toplumsal Yarar Kavramı zedelendi. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Çünkü biz bu ülkede yaşıyoruz” diye konuştu.

 

Ölümle tehdit ediliyorum

İÇK üyesi Çevre Dostları Derneği Başkanı Ülker Durukan, her ilçeye seçilecek başkanın o ilçede yaşamış olması gerektiğini ve adının yolsuzluklara, şaibelere karışmamış, çevreye duyarlı insanlar olması gerektiğini vurgulayarak, “Bakırköy’de çevre için yaptığımız mücadeleler ortada ancak çıkarları zedelenen Ali kıran Baş kesen yetkili tipler, beni ölümle tehdit ediyorlar. Çevre için mücadele ediyoruz ve ölüm tehdidi alıyoruz. Bu ülke çıkar uğruna bu hale getirildi. Tüm çevreciler ve halkımız birlik bütünlük olup bu kan emicileri temizleyip atmalıyız. Aday olup yönetimlere girmeliyiz” şeklinde konuştu.

 

Etrafımız kansorejen’le çevrili

İstanbul Çevre Konseyi’nin basın toplantısına katılan çevreci iş adamı ve MÜSİAD üyesi Tevfik Tulay, bir sanayici ve çevreci olarak konseyin çalışmalarını desteklediğini belirterek, bir çok yanlışın yönetmeliklerle giderilmeye çalışıldığını ve işin içinden çıkılmaz hale geldiğini söyledi. Tulay, “Ben kimya sanayinde faaliyet gösteriyorum ve kimyagerim. Tesisimizi denetlemeye gelenlerin kimyadan haberi yok. Denetçilerin söylediklerine olmaz dediğimizde ‘Hayır efendim yönetmelik böyle’ diyorlar. Kimyadan ve bileşenlerden haberleri yok. Eğitimli, uzman insanlara ihtiyacımız var. Sanayiciler olarak sıkıntılarımız var. Organize sanayi bölgesi kurmakta sıkıntı çekiyoruz. Çevre konuları magazinleştiriliyor. Yönetmelikler ülkemize göre yapılmalı. AB’nin 40. senede oluşturduğu kriterleri birden yüklerseniz, bu iş ne bize ne ülkeye uyar. Çin’den gelen oyuncaklara bakın. 1. YTL’ye satılıyor. İçinde 4 pil var. Araştırdık Çin’liler atık pilleri çok az şarjla dünyaya bize gönderiyor. Yani çöpünü bize satıyor. Bunun kanserojen etkisi var. Çocuklarımıza, insanımıza, doğaya, çevreye büyük zararı var. Bağırıyoruz, sesimizi duyan yok” dedi.

 

İÇK, üyesi bulunan Çevre Dostları Derneği Başkanı Ülker Durukan’ın tehdit edilmesini kınarken, yetkililerin bu konuda harekete geçmesi çağrısında bulundu ve başkan adayı olacakları toplumsal sözleşmeyi imzalamaya, çevre konusunda düşüncelerini, projelerini tanıtmaya davet etti.